29 Aralık 2011 Perşembe

MİSİNA
Cumhur Gezen Perşembe, Aralık 29, 2011 0 yorum


MİSİNA:
Eskilerde at kuyruğu kıllarından birleştirilip örülen olta ipleri 1930 ların sonunda naylondan yapılmaya başladı. Balık avında kullanılan misinaların çoğu plastik veya naylon orijinlidir. Yeni gelişen teknolojiler sonucunda Flourocarbon, Polyethylene, Micro-fiber ve Teflon malzemeler kullanılarak daha da sağlam, farklı kalınlık ve renklerde imal edilmeye başlanmıştır. Bu misinalar ile daha yumuşak fakat darbelere ve ağırlıklara karşı daha mukavim, diğer taraftan daha düşük görünürlük, daha uzağa ve daha hassas atışlar sağlanabilmiştir.

Misina balık avcılığı başta olmak üzere hayatımızın her alanında bizlerin hizmetinde. Balık avında misinalarıda iki grupta inceleyebiliriz. Tatlısu ve Tuzlusu
teknolojininde yardımıyla misinalar ÖRGÜ MİSİNA, DAKRON gibi inceliği minimum dayanıklılığı ve mukavemeti üst düzey hale geldi.
Naylonun oltada kullanımı 1930’un sonuna doğru geliştirildi ve 2. Dünya Savaşından sonra, diğer sentetik malzemeler gibi olta malzemeleri de gelişmiştir. At kılının yerini de misinalar almıştır. Misinalar numaralandırılmıştır. 0,10 mm. kalınlığından 1.000 mm. kalınlığa kadar 10 - 20 - 30 - 40 - 50 - 60 - 70 - 80 - 90 - 100 numara ile ifade edilir. Numaralar yükseldikçe misinanın kalınlığı artar.
Bu rakamlar misinanın kalınlığını belirler. 10 numara, 0,1 mm. 60 numara 0,6 mm. 100 numara 1 mm. kalınlığındadır.
Misinalar genellikle saydamdır. Beyaz, yeşil, mavi, sarı, pembe vb. gibi avlanacak balığın cinsine ve avlanılacak suyun özelliğine göre renkleri seçilmelidir.
Buruşuk, düğümlü, özürlü, aşırı katlanmış, çatlamış eski misinalarla balığa çıkmak hiç doğru değildir. Misinayı sararken ne çok sıkı, nede gevşek sarmamalıdır. Normal şekilde sarılmalıdır. Misina karıştığı zaman heyecanlı ve aceleci olmamak gerekir. Çözmeye başlamadan önce misina suyla iyice ıslanmalıdır.
Misinalar farklı özelliklerine göre imal edilirler. Bu özelliklere aşağıda örnekler vererek inceliyelim.
- Tuzlu su balık avcılığında büyük darbe kontrolü gerektiği yerlerde performans göstermek üzere geliştirilen, kayalık deniz diplerinde, bataklıklarda avlanma üzere üretilen misinalar,
- Direnci artırılan misinlar daha uzun ve hassa atışları sağlayacak yumuşak yapıya sahip, su içinde görülmeyen ve aşınma mukavemeti artırılmış misinalar,
- Düşük sürtünme, düşük görünürlük, minimum esneklik özelliğine sahip, yemleme ve yüzdürme türü balık avcılığı için geliştirilen misinalar.
- Orta ve ağır suni yemli balık avcılığında, yumuşak yapısı, hassas yemlemeyi ve uzak atışı sağlayan surf kamışlarında kullanılan maximum uzaklığa atılamayı kolaylaştıran tam yuvarlak ve az esnek oluşu nedeniyle uzun mesafede dahi iğne kontrolü sağlayan misinalar.
- Hızlı batması gereken durumlarda kulanılmak üzere geliştirilen yüksek dereceli fluar-karbon formülü ile imal edilen misinalar.
- Alabalık avı için geliştirilmiş, çok esnek ve yumuşak olan malzeme ile hassas atış, düşük görünürlük ve doğal hareketin gerektiği yerlerde kullanılan misinalar.
- Düşük çaplı misinadan olağanüstü güç elde edilen, üstün aşınma direnci ile kayalık deniz dibi yüzeyinde büyük balık çekmek için ideal misinalar.
- Çok güçlü, hemen hemen sıfır esnekliğe sahip, ince çaplı ve sürtürmeyi azaltarak hasas atmayı sağlayan misinalar ve daha farklı özelliği olan çeşitli misinaları piyasada bulmak mümkündür.
- Açık denizlerde orkinos, kılıç gibi iri balıkların avcılığında kullanılan çok sağlam, esnek olmayan sert malzemelerden yapılmış dakron gibi misinalar kullanılır.
- Sırtı ve kıyıdan yapılan At-Çek türü avcılıklarda da Örgü Misina ve Dakron kullanılmaktadır.
 
MONOFİLAMENT MİSİNA
 
Naylon ve benzeri karbon zinciri tabanlı materyallerden üretilirler. Bu nedenle saydam ve nispeten sağlam olurlar. Her yönden diğerlerinden daha kötü özelliklere sahiptirler. Ama esneklik olarak en önde gidenler bu türlerdir, elbette esnek bir misina istiyorsanız. Bazıları, kopmadan önce boyunun %40'ı kadar uzayabilir. Diğer taraftan çok büyük bir avantaja sahiptirler, çok ucuzdurlar. Monofilamentin bilhassa sağlamlık yönünden geliştirilmesi ile termal monofilamentler, silikon benzeri katkılı olanları vs. üretilmiştir. Bunlar biraz daha pahalı olmalarına rağmen son derece sağlamdırlar. Aynı kalınlıkta iki kata yakın yük kaldırabilirler. Esneklikleri gene fazladır. Ama bilhassa hafıza yönünden standart monofilamentten pek iyi netice vermezler.

Monofilamentin en zayıf tarafı, düğümlere dayanıksız olmasıdır. Bu yüzden çamaşır ipi bağlar gibi alelade değil, yükü çeken hattın en az zedeleneceği şekilde bağlantı yapmak gerekir. Bu ise bilhassa çapari düğümlerinde zor bir iştir. Eğer, düzgün düğüm atabilseydik, 0,35 beden yerine, 0,20 rahatça kullanabilirdik sanıyorum.

Bir diğer dezavantaj ise, UV ışığa çok hassas olmalarıdır. UV ışık naylon bazlı olan bu misinaların yapısını bozar. Saydamlıkları yavaşça kaybolurken, çok kırılgan ve gevrek bir hal alırlar, bu yüzden, mümkün olduğunca güneş altında tutmamak gerekir. Doğrusu, diğer tüm türlerde bir şekilde güneşten etkilenir, ama monofilament hemen hepsinden daha fazla...

ABD pazarına yönelik olarak üretilen misinalarda, çap belirtilmez, yerine test yükü verilir. Bu durumda verilen yük değeri, aslında sıradan monofilamentin hangi çapta kaldıracağını gösterir.
 
 
FLORAKARBON MİSİNA
 
Su içinde görünmez olma özelliği ile öne çıkan , yeni nesil bir misina cinsidir fluorocarbon..

Yaklaşık 30 yıl kadar önce Kureha Chemical isimli bir Japon firmasının mühendisleri tarafından icat edilmiş, geliştirilerek 1990 yılında ticari olarak piyasaya sürülmüştür.
Fluorocarbon ( FC ) misinaların ham maddesi bir fluoropolymer olan “polyvinylidene fluoride “ ( PVDF ) dir. Monofilament özelliği dolayısı ile nylon monofilament misinaların uzaktan kuzeni sayılabilir.

FC misinaların nylon monofilament misinalara göre biz oltacılar lehine pek çok avantajı, bunların yanında bazı göz ardı edilebilecek dezavantajları vardır. Kısaca özetlersek :

AVANTAJLARI

1. Güneş ışınlarından ( UV ) zarar görmezler. Ömürleri nylon monofilament misinalara göre 3 kat daha uzundur.
2. Sert dış yüzeyi sayesinde sürtünme ve aşınmaya mukavimdir.
3. Suyu emmez.
4. Suda batıcıdır.
5. Az esnektir. Esnekliği örgü misinalar ile nylon monofilament misinaların arasındadır.
6. Hafızası çok zayıftır.Herhangi bir nedenle burulan misina sert ve yuvarlak bir cisme sürtülerek tekrar düzleştrilebilir. ( Bu özellik bazı durumlarda dezavantaj olarak da sayılabilir. Örneğin makaradan boşalma anında dolaşma gibi . Ancak bu misinaların makara misinası olarak değil de takımda beden ve köstek yapımında kullanılması böyle bir dezavantajı doğal olarak ortadan kaldırır. )
7. Işığı yansıtmaz, emer.
8. Su içinde görünmezlik ( Az görünürlük ) : Bu yazıyı yazmamın asıl nedeni olan bu özellik aşağıda ayrı bir başlık altında incelenecektir.

DEZAVANTAJLARI

1. Düğüm tutma özelliği, sertlik ve zayıf hafıza gibi nedenlerle, eğer uygun düğümler kullanılmaz ise zayıf sayılabilir. Düğümlerde palomar, trilene gibi sıkışma özeliği fazla düğümler tercih edilmeli, nihai sıkıştırma işleminden önce düğüm ıslatılarak bağlanan noktaya tam olarak oturması sağlanmalıdır. Kördüğüm benzeri, katları düzensiz olarak üst üste gelen düğümler asla kullanılmamalıdır.
2. Hafıza zayıflığı makaradan boşalma anında dolaşma olasılığını artırır.
3. Fiyatının diğer misinalardan biraz daha yüksek olması. *
4. Ağırlık çekeri olarak biraz daha güçsüzdür. **


FC misinayı kısaca tanıdıktan sonra gelelim onun polülaritesini arttıran en önemli özelliği görünmezlik veya az görünür olmasına.

FLORAKARBON MİSİNALARIN GÖRÜNMEZLİK ÖZELLİĞİ

Ben branşım olan deniz oltacılığının özellikle yemli avcılık bölümünde yaptığım takımlarımın beden ve köstek bölümünde FC misinaları kullanıyorum. Bu misinadan daha önce üye olduğum bir balıkçılık forumunda yazılmış kısa bir yazı ile haberim oldu. Alıp denedim ve belki de pek çok kişinin yaptığı gibi bir bardak suyun içine daldırıp hala görünür olduğuna bakarak “ dalga geçiyorlar herhalde “ diye düşündüğümü de itiraf edeyim.
O günden beri FC nin görünmezlik özelliği konusunda rastladığım her kaynağı okuyor ve inceliyorum.
FC misinalar gerçekten görünmez mi?
FC misinalar ve hatta bazı renkli misinaların ( kırmızı ) su içinde görünmez olacağı ( Bundan sonra “görünmez” kelimesini “az görünür” yerine kullanacağım. Tam görünmezlik şu aşamada mümkün değildir. ) fizik kuralları ile az çok açıklanır. Örneğin insan gözü cisimleri gerçekte onların üzerinden yansıyan ışıkları algılayarak görür. Parlak; yani ışığı çok yansıtan cisimler daha fazla görünür, mat ve ışığı tutan cisimler daha az. FC ışığı tutma ( emme ) özelliği ile zaten maça 1-0 önde başlamaktadır. Buna ışığı kırma indisinin ( refraktive index ) suyun ışığı kırma indisine en yakın misina olduğunu da eklersek ( Işığı kırma indileri: Su : 1.33, FC : 1.37 – 1.42, nylon monofilament : 1.52 – 1.62 ) FC nin görünmezlik özelliğine oldukça makul bir fiziksel açıklama getirmiş oluruz.
Ancak burada beni ( ve belki birçok kişiyi ) tatmin etmeyen bir özellik mevcuttur. Yukarıdaki açıklama biz insanların göz yapısına göre yapılmış bir açıklamadır. Bizler su içinde bir balığın gözü ile bakamayacağımızdan FC yi bu fiziksel şartlar altında balığın da göremeyeceğini düşünmemiz doğru olmayabilir. Ayni şekilde kırmızı misinanın renginin derin suya indikçe ışığın azalması ile etkisini kaybedip yeşilimsi griye dönmesi ve dolayısı ile az görünür olması varsayımı balığın gözü için hiç de öyle olmayabilir.
Peki burada sözkonusu şüpheleri büyük ölçüde ortadan kaldıracak bir çözüm yok mudur?
Elbette vardır.
FC misinalar 1990 lı yıllarda piyasaya sürüldüğünde iddia edildiği gibi görünmez olup olmadıkları yönünde bazı deneyler yapılmıştır. Bunlardan iki bilimsel deneyi ve kendi başımdan geçen bir deneyimimi anlatarak artık konuyu bağlamak istiyorum.

DENEYLER

1. Berkley Firması tarafından yapılan bir deneyde büyük bir akvaryum, orta kısmından, dipten satıha kadar çeşitli tip ve kalınlıklarda FC ve nylon monofilament misinalar gerilerek iki hücreye bölünmüştür. Misinaların arasındaki açıklık bir balığın ancak misinalardan birine değerek geçebileceği kadar bırakılmıştır. ( Bulduğum kaynaklarda deneyin hangi balıklarla yapıldığı belirtilmemiş, ama bunun hem deniz hem de tatlısu balıkları ile yapıldığını düşünmek yanlış olmaz sanırım. ) Akvaryumun bir tarafına balıklar, diğer tarafına da sevdikleri yemler konularak yem tarafına geçen balıkların geçerken en fazla hangi misinalara dokundukları tesbit edilmiştir. Balıklar en çok, az görebildikleri veya hiç göremedikleri misinanın gerili olduğu açıklıktan geçmeye çalışacaklarından bu deneyin FC misinaların, balık gözü ile de ne kadar görünüp görünmez olduğu konusunda doğru bir sonuca ulaşacağı kesindir.
Sonuçta FC misinalar diğer misinalardan iki misli fazla dokunmaya maruz kalmışlardır.

2. Yine ayni yıllarda ayni amaçla yapılan başka bir deneyde Sarıkanat Orkinos’lar ( Yellowfin Tuna ) denek olarak kullanılmışlardır.. Deneyde 700 iğnelik bir orkinos paragatı ( paraketası ) kullanılmıştır. Paragat üzerindeki köstekler bir FC, bir n.monofilament olarak dizilmişlerdir. Ayni iğne ve yem ile donatılan paragat belli bir süre sonunda çekildiğinde 44 adet sarıkanat orkinosun yakalandığı görülmüştür.
Şimdi sıkı durun. Balıklardan 43 adedi FC kösteklere, 1 adedi nylon monofilament kösteğe yakalanmıştır.

3. Son olarak bu yıl Ekim ayıda Çeşme, Eşek Adası önündeki bir karagöz avlağında tekneden yaptığımız avdan bahsetmek istiyorum. Dört adet 4 no. Mustad 1523D iğneli, FC beden ve köstekten oluşan takım ve sülünez yemi kullanarak başladığım avda kısa sürede benim 15 – 20 adet karagözü ikişerli üçerli tutmama rağmen diğer iki arkadaşımdan birinin bir adet karagöz ve diğerinin sadece birkaç adet hanos ( hani ) tutması ve onların da bunun şanstan öte bir durumdan kaynaklandığına inanmaları, bana bu konuda bir deney yapma fırsatı yaratmış oldu. Avlandıkları takımlar, birinin çok renkli 0.35mm misinadan , diğer arkadaşımın koyu renkli ve 0.30mm bir başka monofilament misinadan yapılmıştı. Hemen kendilerine yedeklerimden birer 3 iğneli, 0.30mm FC dan yapılmış takım verdim ve bunları kullanmalarını istedim.
Sonuç bana göre hiç şaşırtıcı değildi. İlk atışlarından itibaren karagözleri ikişerli, üçerli çekmeye başladılar.

Sevgili arkadaşlarım, FC misinalar hakkında yukarıda anlattığım özellikler şüphesiz tanınmış firmaların kaliteli teknik ve malzeme kullanılarak ürettikleri ürünler için geçerlidir. FC ların fiyatındaki belirgin yükseklik bazı firmaları tüm özelliklerini taşımayan FC ürünler üretmeye itmektedir. Gerçekte ambalajında %100 FC yazan bir ürün eğer kıyaslandığında şaşılacak derecede makul bir fiyat içeriyorsa sözkonusu özelliklerin hepsini taşımayabilir.
Bunun yanında saf FC misinaların çeker konusundaki zafiyetini, diğer özelliklerinin bir kısmından ödün vererek artıran ve FC ile direnç artırıcı başka kimyasalları kaynaklama ( bonded) metodu ile birleştiren, yarı nylonmonofilament, yarı FC özellikli “ Hybrid “ misinalar, özellikle makaraya sarılacak ana misina olarak çok güzel bir seçenektir.
Ben en avcı saydığım oltalarımda makarada hybrid, beden ve kösteklerde kaliteli % 100 FC misina kullanıyorum. Reklama girer diye marka belirtmedim.

* Fiyat konusundaki çekinceleri elimine etmek için bazı kaliteli FC lar 25 ve 50 m ik makaralarda makul fiyatlara da atılmaktadır. Sadece beden ve köstek yapımı için kullanılırsa bu kısa misinalar uzunca bir süre yeterli olmaktadır.

** Çeker konusundaki zafiyetin aslında göreceli olduğunu düşünüyorum. Yani ayni kalınlıkta olan FC ve nylon monofilament misinalar karşılaştırıldığında durum böyledir. Ancak görünmezlik esas alındığında , örneğin 0.20 mm FC misinanın görünmezlik olarak 0.14mm monofilament misinaya eşdeğer gelebileceğini varsayarsak bu takdirde daha kalın olan FC misinanın çekeri daha fazla olabilecektir.
 
Bu malzemenin kırılma indisi suya yakındır. Üstelik suyu hiç bir şekilde emmez, üzerinde mikroçatlaklar oluşmaz. Bu özelliklerle suyun içinde görünmez olurlar. Haa, %100 denemez ama, eğer burada bir misina var mı diye aramıyorsanız, onu görmeniz, farketmeniz nerdeyse imkansızdır. Bazı türler suyun dışında farklı bir polarizasyon şeması gösterir ve nerdeyse parlar. Böylece suyun dışında nerdeyse burdayım diye bağırıp çok iyi görünürken su içinde görünmez olan misinalar elde edilir. Bilhassa ürkek balıklar olan yalnız gezen balıklar, turna, levrek gibi avlar için ideal misinalardır. Esneklikleri düşüktür. Dayanıklıkları ise sıradan monofilamentlere göre daha yüksek olmasına rağmen dyneema gibi süper misinalardan çok daha düşüktür. Bu özellikleri ile benim görüşüme göre şok çekici ve iğnelerin takıldığı ana takım için ideal misinalardır. Özellikle yoğunluğunun (=ağırlığı) yüksek olması, batmasını hızlandırır ve kurşunun daha efektif olmasını sağlar. Fiyatları ise beklenebileceği üzere yüksektir, ama çok pahalı denecek kadar fazla da değildir.
 
 
ÖRGÜ MİSİNA
 
 Çok ince bir kaç monofilamentin veya bahsedilen diğer türlerin, saç örgüsü gibi örülmesi ile elde edilirler.
 
DYNEEMA MİSİNA
 
Dyneema Stren marka misinalarla bu piyasaya girmiş sentetik bir fiber türüdür. Temelde kevlara rakip bir şey ararken Japonya’da geliştirilmiş olup çok sağlam dağcı halatları paraşüt ipleri kurşun geçirmez elbiseler gibi uçtaki işlerde kullanılırlar. Dyneema’nın bazı türlerinden de son derece kaliteli misinalar üretilebilir. Bu noktada piyasada standart dyneema veya kevlar lifleriyle micro dyneema’dan (dyneema’nın misina için en elverişli olan türü) üretilmiş misinalar bulunabilir. Hepside son derece sağlamdır. Dyneema lifleri örgü veya fused şeklinde bir araya getirilebilir. Dyneema/Micro Dyneema tabanlı fused misinalar hafızasız olmakla hiç bir şekilde esnememeleriyle bilinirler.
Dyneema yük dayanımından önce sağlamlığı ile öne çıkar. Sıradan balıkların bu misinayı dişleriyle kesmesi pek mümkün değildir. Böylece lüfer/çinekop levrek turna gibi avlarda çok avantajlı olurlar. Tipik kancaya bağlı çelik tel durumunu bir yere kadar gereksiz hale getirirler. Literatürde bu misinaları kocaman köpekbalıklarının kesemediği yazılıdır. Temel sebep balık ısırınca liflerin yayılıp dişlerinin arasındaki boşlukta kalıyor olmasıdır. Ancak piranha gibi sık ve çok keskin dişlere sahip balıklar bu misinaları bazen kesebilirler. Müren levrek lüfer hani turna gibi bizim sahamıza giren balıkların bu misinaları kesmeleri pek mümkün değildir. Kendi tecrübelerimden maket bıçağının bunu keserken köreldiğini ancak yan keski veya iyi çelikten bir bıçak ile kesmenin mantıklı olduğunu biliyorum.
Daha çok örgü şeklinde kullanılan standart dyneema’lar ise daha sağlam olmalarına karşın çok yumuşak olmalarıyla öne çıkarlar. Yumuşak olmak toplarken atarken vs. daha fazla dikkat gerektirir. Çok kolay düğüm olabilirler. Ama esneyip hafıza sahibi olmadıkları için biraz uğraşıp düğümler açılabilir. O kadar ki igneden misinayı sökmeniz mümkündür. Ama bunu ancak bir dikiş iğnesi vs. marifetiyle halkaları açarak yapabilirsiniz. Sökülen misina sanki hiç düğümlenmemiş gibi olur. Dyneema grimsi beyaz bir renge sahiptir. Buda suda kolay görünmeye vasıla olur. Bu yüzden fosforlu yeşil gri pembe gibi renklere boyanırlar. Ama dyneema boyayı pek iyi tutmaz ve bir süre sonra kendi rengine döner. Kaliteli dyneema misinaları diğerlerinden ayıran etkenlerden biride bu renk tutma konusudur. Bu belki bir avantajda olabilir misinayı permanent kalemle boyayarak farklı renge dönüştürebilirsiniz örneğin.
 
not: alıntıdır.

Yeni Yazılar E-Mail Adresinize Gelsin!

In Category :
Yazar Hakkında Cumhur GEZEN - Kelbalıkçılık :))) Gezen Olta Bloğun kuruluş amacı Profosyone Oltacı bilgilerin paylaşımı üzerine inşa edilmişdir ama konuları paylaşıp/yazdıkca çok fazla konuya değinmek zorunda kaldım; hayat felsefemde BİLGİ PAYLAŞDIKCA GÜZELDİR düşüncesiyle çeşitli WEB sanal ortamda balıkçılık adına yazıları Ç/alıntı yapmak zorunda kaldım. Facebook and Twitter

0 yorum

Yorum Gönder

ÜYE OLMADAN YORUM YAPABİLİRSİNİZ.
Yazınız denetlendikden sonra yayınlanacakdır.
yazınıza verilen cevapdan haberdar olmak isterseniz, aşağıdaki ( E-posta yoluyla abone ol ) tıklayıp @posta adresinizi yazın onaylayın, yazınıza verilen cevap yorum size @posta olarak bildirilecekdir.